Türkçeİngilizce

Tempo – İpek Özbey – Belgesiz kuşağın öyküsü

1709 kez bakılmış
17 Ocak 2013
11:18

Tempo – İpek ÖzbeyBelgesiz kuşağın öyküsü

Ayşe Kilimci, yeni kitabı ‘Ah Benim Akortsuz Kalbim’de, 1968′den 12 Eylül’e bir dönemi anlatıyor. Kilimci’ye göre o kuşak, belgesiz, anısız kalmış bir kuşaktı. Ama şimdiki gençlerin bir pankartı bile yok.

 

TEMPO: Kitabınızda yazı maceranı­zın nasıl başladığım anlatıyorsunuz astında. Okumayı Milliyetteki tak­vimden bir yaprak köşesinde söktü­ğünüzü de… Nasıl oldu?

AYŞE KİLİMCİ: Okumak için yol çok­tur, okumayanın da bahanesi çoktur aslında. Refik Cevat Ulunay’ın köşesiydi okumayı söktüğüm. Film ilanlarını, hayatımıza yeni giren eşya, yiyecek gibi şeylerin ilanlarını sökerdim

T: Lisede, edebiyat öğretmeniniz Na-zan Güntürk ismini söylediğinde, onun şair olduğunu biliyorsunuz. Çünkü Varlık ve Neşter dergilerini okuyorsunuz. Eskiden liseliler okur muydu böyle şeyleri?

A.K.: Neşter dergisinde çıkan şiirleri­ni okumuştum, o dergi annemin Sağ­lık Koleji öğrencilerine gelirdi. Varlık da gene okuyan büyüklerle girmiş eve, eskiden herkes okurdu neredey­se, sonra okumanın ve insanların ca­nına okundu, neden? Yazılı ve görsel basında kitaba, daktiloya kurşunla birlikte yer verip, suçlu ilan edenler, kitapları yakan, yaktıranlar utansın. Kitap, pimi çekilmiş el bombası diye sunuldu, kitapla arasına kan, kin düş­tü insanların.

T: “Deniz Gezmiş tutuklandı, babam ‘oh oldu’ deyince, bu çok zoruma git­ti” diyorsunuz. Aile yapınızla siz ne zaman çelişmeye başladıntz?

A.K.: Çelişki hep var, hiç eksilmiyor ki ufkumuzdan. Biraz da hayatın ken­di gerçeği. Çelişkinin büyümesini ve daha pervasız olmayı doğrusu ister­dim. Yalnız o bölümü yazarken kötü oldum, tam o sırada sevgili Gülten Akın aramıştı, sesimden anladı, “Ne oldu” dedi. “Asıldıklarını yazıyorum, dayanması güç, elde değil, ağlıyo­rum” deyince; “Yazmak, yaşamaktan daha çok acıtır insanın içini” dedi.

T: 22 Eylül dönemi sizin hayatınızda nasıl bir iz bıraktı?

A.K.: Kırgınlık, umutsuzluk, savrulan gençliğimiz, yollarımızın, coşkuları­mızın kapatılması, susturulması ve acı… Belgesiz kaldık, herkes her belge­sini, fotoğrafını yok etti, deprem son­rası gibi suretsiz, yazısız, anısız bıra­kıldık. O yüzden umut dolandırıcıları­na öfkem. Bizden aldıkları kadar, ön­cesinde bize kattıkları da var ama dö­nemin. Şimdi ne bir davası kaldı genç­lerin, ne bir söylemi, ne ardına takılıp gidecekleri bir umut; bir pankarttan bile yok, yazık. Ama asıl 11 Eylül gece­si yolda olup da darbeye tanık olmak, o çok aattı içimi, yazarsam geçer sanı­yordum, geçmedi, geçmiyor.

T: Ayşe Kilimci yazınında kavşaklar, dönemeçler oldu mu?

A.K.: Duraklama hiç olmadı, belki şe­rit değiştirmek, vites küçültüp büyüt­mek, zaman zaman fren vapmak için üsteleme. Ben hayatı, aşkı, rahatlığı ve olanağıyla büyük kenti değil, savrul­mayı ve kıyı köşeyi bilerek seçtim, ama bunların peşinde giderken hep yazdım. Yazdıklarının günışığına çı-kamayışmı duraklama sayıyorlar, öy­le değil. Kavşaklar oldu, İzmir, İstan­bul, Ankara’nın ardından başka şehir­ler, farklı kültürlerle tanışmak, dilde ve gönülde varsıllık yarattı.

T: Okurla ilişkiniz nasıldır?

A.K.: İyidir, hatta kimileriyle hısım düzeyindedir. Hesap da sorarlar, des­tek de olurlar. Onları dikkate alırım. •

(İpek Özbey /Tempo/1 2 SAYI: 1038 – S5 EKİM 3007)


Facebook

17/07/2018 Gün Ortalama:78  Bugün 44 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.81.76.247