Türkçeİngilizce

Sebahattin Demiray – Mucize Var Mıdır Mehmet Abla ?

1617 kez bakılmış
17 Ocak 2013
11:25

Sebahattin DemirayMucize Var Mıdır Mehmet Abla ?

Kilimci’nin tarih ile günümüz siyaseti, Tarlabaşı çocukları ile güvercinleri anlatan öyküleri 25 yıllık birikimin zirvesini oluşturuyor.

Öykücü Ayşe Kilimci’nin Epsilon Yayıncılık bünyesine katıldığını duyduk önce, kısa bir süre sonra kitabı yayımlandı. ‘Mucize var mıdır, Memet abla?’ adlı öykü kitabı tekerleme tadında; mağrip şehirlerinde başlayıp Anadolu’nun ücra bölgelerinde ve tabii İstanbul’un dört bir köşesinde, merkezinden kent kenarlarına kadar sürüp gidiyor. Sürüp gidiyor, zira Kilimci’nin öykülerinin bir kısmı her ne kadar yüzyıllar öncesinde geçiyor ise de, bazıları şimdiki zaman içerisinde yaşanmaya devam ediyor. O kadar ki, öykülerin satır aralarında günümüz hükümetinin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’ten, yaklaşık iki yıl önce Hizbullah terör örgütü tarafından şehit edilen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’a kadar bir çok gerçek şahıstan bahsediliyor. Osmanlı’nın Cezayir eyaletinde görevli yeniçeri askeri ile sevgilisi Gürcü kızı Aşela’nın (Türkçe anlamı Ayşe) aşkına tanık oluyoruz. Aynı öyküde bir başka tanıdık simaya, Hasan Paşa’ya (öyküde kesin bir tarih yok, fakat bahsedilen III. Selim devrinin, yanında her zaman gezdirdiği aslanıyla ünlü vezirlerinden Cezayirli Hasan Paşa) rastlıyoruz. Bir başka öyküde ise Gülben Ergen’in Hülya Avşar’ın ve Sibel Can’ın adı geçiyor.
Ayşe Kilimci, kendinden emin, kaleminin ucundan dökülenlerin kalitesinin farkında. Bir doğulu olmanın bilinciyle, Binbir Gece Masalları’na ve eski sözlü anlatı sanatı ustalarına nazire yaparcasına şiirsel bir anlatı tekniği kullanıyor. Daha da öte, yeni bir tarz deniyor. Nâzım ve nesrin edebiyat anadan doğmuş iki kardeş olduğunun savunmasını yaparcasına, kafiyeli, uzun, hem de çok uzun cümleler kurmanın altından ustaca kalkıyor.
Benim Adım Kırmızı isimli romanında Orhan Pamuk parayı, köpeği, ölümü, atı ve ağacı nasıl konuşturup roman kahramanı yaptıysa, Kilimci de
‘Yeniçeri’nin Güvercinleri’ isimli öyküsünde, aynı yöntemle Cezayir’in bir liman şehrine ve güvercinlere anlattırıyor öyküsünün bir kısmını.
‘Aktör’ isimli öyküsü o kadar sahici ki, sanki karşımızda hepimizin bildiği bir yılların tiyatro oyuncusu var ve hiç durmamacasına konuşuyor; bütün hayatını ve tiyatro serüvenini anlatıyor.
‘Uvertürcü Leydi Di’ isimli öyküyü Allah’ın bir kalemle üstlerini çizip unuttuğu Bağcılar’da yaşayan, annesi şarkıcı, babası taksi şoförü sekiz yaşındaki bir çocuğun ağzından anlatıyor. Konu: Günümüz pop kültürünün yükselen değerleri ve köşeyi dönmek, para kazanmak, sınıf atlamak için geçerli mesleği araştırmak. Bu öyküsünde de Kilimci’nin muzip yanı ortaya çıkıyor ve siyasi ironi yapmadan edemiyor: Demeyeyim mi? Ama Kürt vaar…
Kilimci’nin kitabı on dört öyküden oluşuyor. Son öykü ‘Yıldızları Dinle’, aynı zamanda kitabın ismini içerisinde barındıran öykü. Yine fakir bir semtte -bu kez varoş yerine Tarlabaşı mekan olarak seçilmiş yine (mucize arayan) bir çocuğun ağzından anlatılan cinsellik, şiddet, yoksulluk, sevgi ve dostluğun konu edildiği, umudu yeşerten bir öykü.
Bu öyküler mucize değil, zira Ayşe Kilimci meslek yaşamı yirmi beş yılı aşan ve yapıtlarıyla bir çok ödül kazanmış usta bir yazar.


Facebook

17/07/2018 Gün Ortalama:78  Bugün 44 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.81.76.247