Türkçeİngilizce

Öykünün üç durağı-Gültekin Emre

1584 kez bakılmış
17 Ocak 2013
11:24

Öykünün üç durağı-Gültekin Emre

Kadınların sakıncalı sayılan içten öykülerinden çıktık yola, mutfaktaki, pazardaki, bahçelerdeki, ağaçlardaki bin bir meyveye, şuruba, pastaya, tatlıya, reçele dadandık, sonra da çocukluk sinemalarından birine girip düşlerimize, anılarımıza dalıp gittik Ayşe Kilimci sayesinde

Ayşe Kilimci’nin hazırladığı altbaşlığı Sakıncalı Kadın Öyküleri Antolojisi olan kitabının üzerinde uzun uzun durmak gerekiyor. Kadınların kendilerini anlattığı öykülerdeki dünya tanıdık bir dünya aslında. Hepimizin bildiği ne çok şey var onların yaşamlarının iz düşümü bu öykülerde… Kadınların cinsel ve dünyalarına eğilen kırk dokuz öyküdeki derin yara, kırgınlık da hepimizin bildiği. Bilinmeyen bir şey yoksa peki, neden üstünde çokça durulması gerekiyor bu farklı seçkinin? Şundan: Kırk dokuz kadının kaleminden çıkan bu öykülerdeki bastırılmış cinsellik, uğradıkları aile içi şiddet, töre cinayeti zorla evlendirilme, dile getirilemeyen, bastırılmış duygulardan eve kapatılmış mutsuz kadına, iyi bir anneden anlayışlı bir eşe, aldatılan kadından bıkılan kadına uzanan kadınların kendi yaşamlarını, deneylerini, gözlemlerini sergilerken, kadın ağzından cinsel dünyalarının kapılarını içtenlikle aralaması bu seçkiyi farklı kılmış. Çoğu ‘sakıncalı’ sayılabilecek bu içten, can alıcı, yaralı öyküler bildiğimizi sandığımız, aslında pek çok şeyi ne az bildiğimizi, hatta hiç bilmediğimizi de gösteriyor bize. Egemen erkek toplumunca ‘sakıncalı’ sayılabilecek bu öyküler kadınların kendilerine ilişkin her türlü dökmesini de içerdiği için içten, cesur ve önemli bence.
Hayatın tanığı ceviz
Meyvelerden yola çıkarak hem onların özellikleri hem de reçel, komposto, pasta, şurup, likör olarak kullanılışlarına ilişkin deneylerin konuşturulduğu, güler yüzlü olduğu kadar eğle nceli de bir kitap Fettan Vişne, Günahkâr Elma. İki gözüm üzüm, çilli kız çilek, hayatın tanığı ceviz, sakıncalı şeftali, fettan vişne, gülgillerden badem, günahkâr elma, anaç incir, Anamur kızı muz, cennet inciri, boyacı, faydacı böğürtlen, yaban mersini, sabıkası ‘gürdük’ olan kızılcık, dağ çileği (kocayemiş), yakut çıkısı nar, ecnebi tadımız avokado, güzeller, şölenler, dallar sultanı kiraz, sabırla yaprağı atlas olan dut, mağdure kavun, mantosu diken kestane, gün topu kayısı, yaşasın armutlar ve ağzının tadını bilen ayılar, baharın muştucusu erik, yar gelende çiçeklenen meyve: ayva. Böylesine bol meyveli, bol güneşli, insanın içini tatla, yaşama sevinciyle dolduran kocaman, enfes bin bir mezeyle de donatılmış bir sofra kuruyor Kilimci. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun o unutulmaz şiiri Oğlum Memed’e Meyvelerimiz Takdim Ederim şiiriyle yola çıkarak, meyvelerin tadına varmak için. İnsanoğlu cennetlerin en güzeline/ Meyveleri ısırarak girer. Cinsel göndermeler (greyfurt, çilek, kiraz) kadın gövdesiyle meyveler arasında kurulan görsel ilişkilerin yanında sofralarımız, odalarımızdan eksik etmediğimiz çiçeklere de güler yüzlü bir yer açıyor, Ayşe Kilimci. Zengin görsel malzemeyle beslenmiş, bilmediğim atasözlerini öğrenmekten de asma ağlamazsa bağcı gülmez-bu kitabı okumaktan nasıl mutluyum!
Son olarak Ayşe Kilimci, sinemayla tanışmasından başlayıp unutamadığı filmleri, sinemaları, mahallesini düşlerini tadına doyulmaz bir biçimde anlatıyor. Çocukların dünyasına yönelik bir kitap gibi dursa da, aslında Sinemamız İftiharla Sunar, büyükleri de büyülemek için yazılmış. Sinema salonları, beyazperdedeki filmler, mahalle arasında çocukların sinema kurguları, aktör ve artistler, akıldan çıkmayan sahneler, döneme damgasını vurmuş filmler… Geride kalsa da unutulmayanları anlatıyor bu sıcak, içten öykülerinde Ayşe Kilimci. Pek Yakında Bu Sinemada, Hayatımız Sinema, Sinema Bir Şenliktir’ i okuyunca yeniden ‘sinemacılık’ oynamayı çekti canım, hele o küf kokan karanlık sine salonları yok mu, burnumun direği sızladı! Herkes için “Ağlarken güldüren, düşündüren, hayal kurduran bir tılsım” değil mi sahiden de sinema! Başrollerde Ayşe Kilimci’nin mahalleleri, gittiği sinemalar, seyrettiği filimler, kurduğu düşler, yakınları, unutamadığı anılar, anekdotlar var.
Kadınların sakıncalı sayılan içten öykülerinden çıktık yola, mutfaktaki, pazardaki, bahçelerdeki, ağaçlardaki bin bir meyveye, şuruba, pastaya, tatlıya, reçele dadandık, sonra da çocukluk sinemalarından birine girip düşlerimize, anılarımıza dalıp gittik Ayşe Kilimci sayesinde.

KADINDAN SAKINCALI
Sakıncalı Kadın Öyküleri Antolojisi
Hazırlayan: Ayşe Kilimci, Şenocak Yayınları 2009, 296 sayfa, 17 TL.

FETTAN VİŞNE, GÜNAHKÂR ELMA
Ayşe Kilimci, Oğlak Yayınları, 2009, 111 sayfa, 12 TL.

SİNEMAMIZ İFTİHARLA SUNAR
Ayşe Kilimci, Tudem, 2009, 136 sayfa, 9 TL.
 


Facebook

22/05/2018 Gün Ortalama:73  Bugün 20 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.224.91.58