Türkçeİngilizce

Yapma çiçek ustası-Buket Uzuner

1774 kez bakılmış
17 Ocak 2013
11:23

 

Yapma çiçek ustası

Yapma çiçek ustası-Buket Uzuner

‘Yeni Moda Aşklar’, daha on yedi yaşındayken Varlık dergisinde hikâyeleri yayımlanmaya değer bulunan Ayşe Kilimci’nin hâlâ diri imgelerle genç yazarlara göz kırptığı bir kitap

 

 

“İzmirli bir kız var, sağlam hikâyeler yazıyor. İyi hikâyeci olacak” demişti Attilâ İlhan. Ankara’da üniversite öğrencisi olduğum yıllardı. Edebiyat tutkusu ve merakıyla içi içine sığmayan gençlerin sığınaklarından birine dönüşen Tunalı Hilmi’deki Bilgi Yayınevi bürosunda okuldan ve evden daha fazla zaman geçirdiğim ilkgençlik yılları… O sıralar ününün doruğunda, kafamızdaki klişeleri altüst ederek tek başına edebiyat ve siyaset dünyasına kafa tutan şair Attilâ İlhan, Bilgi’de editörlük yapıyordu ve genç yaşlı, ünlü ünsüz siyaset bilimciden yazara, ressamdan şaire pek çok insanın yolu mutlaka oraya düşüyordu.
“Ayşe Kilimci diye bir İzmirli kız, umut veren genç yazarlar dizisinden hikâyelerini yayımlayacağız” diye eklemişti. Çok gençtim, edebiyat tutkum bütün öteki tutkularımı aşacak kadar fazlaydı ve Attilâ İlhan’ın benim hikâyelerimden daha fazla beğendiği her genç yazar adayını kıskanıyordum. Ertesi yıl Fahri Karagözoğlu’nun kapağıyla Bilgi’nin yayımladığı ilk Ayşe Kilimci kitabı: Yapma Çiçek Ustaları’nı elime alınca hissettiklerim, hikâyeleri okuduktan sonra oldukça değişti. 1970-80′lerde genç bir yazarın kitabını yayımlatması büyük mücadeleler gerektirirdi, neredeyse pek çok dayanıklılık testinden sağ salim çıkmak(!) zorunluluğu vardı: Yani durum şimdikine pek benzemiyordu. Ayşe Kilimci, o genç yaşta kitabının yayımlanmasını ve Attilâ İlhan tarafından beğenilmeyi bence hak etmişti. O zaman artık iyice farkına vardığım çok önemli bir ilkeyi uygulamak için zor bir sınav belirmişti önümde. Bu aslında insanın etik değerlerini oluşturan önemli bir öğe: Bir yazarın/sanatçının başka sanatçıların eserlerinden alacağı haz, duyacağı heyecanla beslendiği ve takdir konusunda samimiyetle- cömert olabildiği kadar kendine güvendiği ilkesiydi. Hiç kolay olmasa da oturup, Ayşe Kilimci’ye bir mektup yazdım, her şeyi samimi olarak anlatıp, tebrik ettim. O da daha sonra yakından tanıyacağım yaşının çok üstünde güngörmüş sevecenliğiyle hiç bekletmeden esprili bir yanıt yazdı bana. İşte ‘Araya sıra dağlar ve okyanuslar, hayatın sarp, dikenli yolları’ girse de biz o gün bugündür arkadaşız.
Toroslar’ın kızı
Ayşe’yi ben hiç İzmirli görmedim, bilmedim; o hep Toroslar’ın kızıydı, yazı işine de Çukurova dokusu, kekik kokusu sinmiştir bolca. Şimdi İstanbul’da yaşamasına karşın onunla konuşurken, hâlâ Tarsus’tan İstanbul’a tatile geldiğini sanmaktan kendimi alamıyorum. İş ve aşk peşinden gittiği Tarsus’ta kaç yıl yaşadı hesabını bilmiyorum ama her biri sözcüklere sevdalı, yazmaya tutkulu bir insanın elinden çıkan uzun, lezzetli mektupları yıllarca benim gezgin adreslerimi takip ederken, pullar hep Tarsus damgalıydı. Huzursuz, göçebe, ancak yazarken ve yollardayken geçici bir dinginliğe kavuşan ruhumun adeta zıddı olan yerleşik, neredeyse dervişce sabırlı Ayşe’yle yazışmalarımız yalnızca iki genç kadının edebiyat sevgisi ve projelerini paylaştıkları mektuplar değil, ileride belki bir dönem filmine kaynaklık edebilecek nitelikte; 1970-80′lerin ruhuna ayna tutan insanlık ve kadınlık durumlarına da tanık metinlerdir.
Ayşe Kilimci’nin hikâyeciliği üzerine yazmayı asıl işi edebiyat araştırması veya eleştiri olanların estetik ve sanatsal eksenli çalışmalarına bırakıyorum. Ben bir okur olarak Ayşe Kilimci’nin yazı damarının dayandığı iki önemli noktaya dikkat çekmekle yetineceğim: Bunlardan ilki dille ilgilidir. Anadolu’nun zengin deyim ve atasözleri bizim kuşak yazarlar arasında belki de en tumturaklı kullanımını Ayşe Kilimci’de bulmuştur. Özellikle daha yirmili yaşlarında kitaplar yayımlayan gencecik bir yazarın deyimler ve Anadolu deyişleri konusundaki ikbal ve rahatlığına bakıp, onu olduğundan yaşlı sanan okurlara rastlardım o yıllarda. Bu dil, Ayşe Kilimci’nin bütün kitaplarında kendi üslubunun bir rengi olarak yerleşmiştir artık. Yazarın bir sosyal hizmet uzmanı olarak yıllarca farklı yörelerden çocuklarla çalışması onu ne kadar etkilemiştir bilmiyorum ama tıpkı Borges’in kütüphanemde asılı şu cümlesinde dediği gibi: ‘Yazarın işi kendi düşgücünü harekete geçiren şeyleri yazmaktır’. Bence yazarın kullandığı dil de bu düşgücüne dahildir. Yazarın düşgücü, bazan imgeler kadar hâttâ daha da fazla dil ile harekete geçer. Ayşe Kilimci’nin düşgücünü kımıldatan dil, metafor zengini, başdöndürücü güzellikteki Anadolu deyim ve deyişleriyle dokunmuştur ki; bu dil usta edebiyatçılarımız Yaşar Kemal ve Ayla Kutlu’nun da ana damarlarındandır.

Edepsiz kara mizah
İkinci özellik mizahtır. Ayşe Kilimci’nin eserlerinde yoğunluğun dertli, hüzünlü insan hikâyeleri olduğuna bakmayın, yazarın mizah dili öyle sivridir ki, özellikle Balkan-Anadolu kültürüne özgü edepsiz ve gerçekci kara mizah, gözleriniz dolduğu sırada, acıyı kahkahalarla yakalayıp tuş eder; bu da bizim coğrafyamızda tarih boyunca sağlam kalmanın gizli güçlerinden birini ayan beyan ortaya döker. Bu sivri, boyun eğmez mizah, Ayşe Kilimci edebiyat işinin ikinci önemli temelidir. Kendi deyişiyle ‘ballı baldıran’ı ‘kendisiyle cenk’idir.
Yeni Moda Aşklar’ı, Ayşe Kilimci’nin otuz dört yıllık hikâyeciliğinin bir armağan seçkisi olarak da okumak olası. 90′lı yıllarda yazdığı hikâyelerden oluşan Yeni Moda Aşklar, daha on yedi yaşındayken Varlık dergisinde hikâyeleri yayımlanmaya değer bulunan bir yazarın hâlâ diri imgelerle genç yazarlara göz kırpan bir tada sahip. 1976′da “Büyüyünce kötü kadın olacağım, hizmetçi, metres, ağdacı kız olacağım” diye hayalleri olmayan kızlar arasından, “büyüyünce ben orospu olacağım!” diyen deli Şafak’ı anlatmayı seçen yazarın hikâyede Yapma Çiçek Ustaları kadar usta olduğuna bir işaretti. Yeni Moda Aşklar bunun bir çeşit sağlaması sanki…
Yeni Moda Aşklar’ı, ‘Modalı arkadaşıma Aşkla’ diye imzalamadı bana henüz ama Ayşe’nin böyle bir hınzırlık yapacağına dair bütün belirtiler hazır. Bana yolladığı ‘hayatın sarp ve dikenli yollarından’ geçerek okyanus aşırı adreslere ulaşan mektuplarının ne hınzırlıklarla dolu olduğunu bilseydiniz…

BUKET UZUNER- Radikal


Facebook

17/07/2018 Gün Ortalama:78  Bugün 44 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.81.76.247